Tarih

Tanrının Kırbacı Attila ve Katalon Savaşı


Ahmet Esad Çağlar 10 Ocak 16:57

Tarihin en büyük liderlerinden Attila, çocukluğundan itibaren harika bir eğitim almıştı. Üstün zekası ve liderlik vasıfları ile aldığı bu kusursuz eğitim birleştiğinde dünya tarihine damga vuran en büyük hükümdarlardan biri haline geldi. Ancak Hunlar onunla beraber ileride kendilerine çok zorluk çıkaracak Romalı Flavius Aetius'u da eğitmişlerdi. Bu iki savaş dehası MS. 20 Haziran 451'de Katalon Savaşı'nda karşı karşıya geldiler. Bu savaş Avrupa tarihinin seyrini değiştirdiği için çok önemlidir.

Milattan sonra 434 yılında Avrupa Hun Devleti Hükümdarı Rua'nın ölümü ile devlet lidersiz kalmıştı. Rua'nın oğulları o dönemde oluşan iktidar boşluğundan yararlanıp yönetimi ele geçirmek istiyorlardı. Bunun için gelenekler gereği tüm Hun kabilelerini ziyaret edip kabile liderlerinden sadakat yemini almaları gerekiyordu. Fakat Rua'nın kardeşi Muncuk Han'ın oğulları Attila ve Bleda da aynı niyette idiler. Sıra Attila ve abisi Bleda'ya geldiğinde hiç beklemedikleri bir tepki ile karşılaştılar. Çıkan büyük tartışma sırasında Attila kuzenlerini öldürerek ne kadar ciddi olduğunu tüm Hunlara göstermiş oldu.

Bir hükümdar öldükten sonra yerine kimin geçeceğini belirleyen net bir yasa yoksa akrabalar arası çatışmalar kaçınılmazdır. Sonunda kazanan yönetimi ele geçirir. Bu durum tarih boyunca çokça karşılaşılan bir durumdur.

İlerleyen süreçte Attila ve Bleda diğer Hun Beylerini bir araya toplayıp hepsine göz dağı verdi ve yönetime el koydular. Kabul etmeyen kabileleri ise tarihten sildiler. İki kardeşin karakterleri birbirinden çok farklıydı ama birbirlerini tamamlıyorlardı. Bu uyum sayesinde büyük başarılar elde ettiler. Attila savaş stratejileri konusunda çok başarılı olduğu için orduları komuta ediyor, Bleda ise sağduyulu, soğukkanlı ve uzlaşmacı yapısı sebebi ile dış ilişkileri yürütüyordu.

Batı Roma ve Avrupa Hun Devleti ilişkileri

O dönemde bölgenin tartışmasız hakimi Roma İmparatorluğuydu. Avrupa Hunlarının Attila ve Bleda yönetimindeki hızlı büyümesi tabi ki Roma'nın dikkatini çekmişti.

Batı Roma İmparator'u 3. Valentinianus konu hakkında fikrine başvurmak üzere Hunlar tarafından eğitilen General Flavius Aetius'u huzuruna çağırdı.

İmparator Valentinianus, yönetim konusunda becerileri sınırlı ve zevk düşkünü bir yöneticiydi. General Flavius Aetius ise tam tersine herkes tarafından saygı gören çok sevilen bir devlet adamıydı. Sayısız savaşta kendini kanıtlamıştı ve başarılı olmuştu. Askerlerine göre aslında İmparatorluğun gerçek hükümdarı Flavius Aetius'tu. Valentinianus bu sebeple içten içe Flavius'u kıskanıyordu ve sevmiyordu.

İmparator Valentinianus ve Flavius konu hakkında uzunca görüştüler, Flavius Attila'nın öncelikli hedefinin Doğu Roma olduğunu düşünüyordu ve bu konuda İmparator'u ikna etti. Valentinianus Flavius'u çok sevmese de devlet yönetimi ve stratejik kararlar konusunda ona güveniyordu.

Roma İmparatorluğu o dönemde o kadar büyümüştü ki Doğu ve Batı Roma olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Doğu Roma Batı Roma'ya göre daha rahat bir konumdaydı.

Batı Romalılar güneyden Vandallar, batıdan Gotlar ve kuzeyden Avrupa Hun Devleti tarafından tehdit ediliyorlardı. Romalılar Vandalları ve Gotları yakından tanıyordu ama Hunlar ile ilk kez tanışıyorlardı. Hunlar çok farklı yeteneklere sahip savaşçılardan oluşan orduları ile bölgede en ciddi tehdit haline gelmişlerdi.

Atlı okçular Hun ordusunun en önemli gücüydü. Özel eyerleri sayesinde at üzerinde 180 derece dönüp ok kullanabiliyorlardı. Çocukluğundan beri at üstünde muhteşem eğitim alan bu birlikler gerçekten de çok yetenekliydi. Roma bu kriz durumunu fırsata çevirmek istedi Bleda ile Valentinianus yapılan görüşme sonunda bir anlaşmaya vardılar. Anlaşmaya göre Hunlar Vandalları ve Gotları Batı Roma'dan uzak tutacaktı. Karşılığında Batı Roma Hunlara yüklü miktarda altın ile ödeme yapacaktı.

Attila ve Bleda arasında yaşananlar

Günümüzde "kazan kazan" diye tabir edilen bu durumdan Bleda çok hoşnuttu. Attila'nın kafasında ise farklı bir ideal vardı. Attila Batı Romanın düştüğü bu aciz durumun farkındaydı ve bunu bir fırsat olarak görmüştü. Attila ve Bleda arasında işte bu sebeplerle belki de ilk kez büyük bir fikir ayrılığı oluştu.

Bleda parayı; Attila ise gücü çok seviyordu. Attila bu fikir ayrılığı ile beraber abisinin hem kendisine hem de Hunlara ayak bağı olduğuna kanaat getirdi. Birlikte 11 yıl hüküm sürdükten sonra abisini öldürüp devleti tek başına yönetmeye başladı.

Attila ve Valentinianus arasındaki gerilim

Bleda'nın ölümünden sonra Attila yönetimindeki Avrupa Hun Devletinin dış politikası tamamen değişti. Hunlar öncelikle Doğu Roma'ya saldırdı. Hun ordusunun büyük gücü sayesinde Yunanistan ve Balkanlar kısa sürede fethedildi. Sıra artık Batı Roma'ya gelmişti. Attila ne kadar gözü kara da olsa Batı Roma ile yapılan anlaşmayı iptal etmek için bir gerekçe sunmalıydı. Oradan elde edilen gelir hiçbir gerekçe olmadan ortadan kalkar ise Hun halkı tepki gösterebilirdi. Attila aradığı sebebi Roma sarayında buldu.

Valentinianus iktidarına ortak çıkmaması için kız kardeşinin evlenmesine karşı çıkıyordu. Attila bu durumu bir fırsata çevirdi ve prenses ile yakınlaştı. Prenses de abisine misilleme olarak Attila'ya karşılık verdi ve ona bir mektup ile beraber bir de nişan yüzüğü gönderdi. Attila, Valentinianus'a kardeşi Prenses Honoria ile evleneceğini söyleyen bir mektup yazdı. Artık Batı Roma yönetiminde kendisinin de hak sahibi olduğunu söylüyordu. Sinirden çılgına dönen Valentinianus kardeşini hemen başka bir evliliğe zorladı. Aslında Attila'nın istediği de buydu.

İlk hamle Attila'dan

Milattan sonra 451 yılında Attila Batı Romanın kontrolündeki Galya'ya saldırdı. Bu harekat Attila'nın o ana kadar gerçekleştirdiği en büyük harekattı. Bunun üzerine Flavius Aetius'un büyük savaşa hazırlıklı olması gerekiyordu ama Hunları tek başına durduramayacağını biliyordu. Valentinianus'a Gotlar ile ittifak kurma fikrini sundu. İmparator hiç düşünmeden bu öneriyi geri çevirdi. Uzun yıllardır Gotlara karşı mücadele veriyorlardı ve bu konuda onlara güvenemeyeceklerini düşünmüştü. Hatta böyle bir öneri sunduğu için Flavius Aetius'u hainlik ile suçladı.

Valentinianus durumun ciddiyetini henüz anlayamamıştı. Hunlar Galya'yı aldıktan sonra durmayacaktı. Bu daha bir başlangıçtı. Batı Roma iyiden iyiye zayıf düştüğünde Attila asıl hedefi olan başkent Ravenna'ya saldırmayı planlıyordu.

Roma'da tarih boyunca anlaşmalar sırasında asil ailelerin çocukları karşılıklı takas edilirdi. İki tarafın birbirine duyduğu güven bu sebeple artar ve anlaşma koşulları güvence altına alınırdı. Tabii bu çocuklar gittikleri ülkelerdeki asillerin çocukları ile aynı muameleyi görürdü.

Flavius Aetius da küçüklüğünde Hunlara verilen bir çocuktu. Aetius, Hunlardan eğitim almış ve bu sayede onların savaş yeteneklerine sahip olmuştu. Hunların savaş stratejileri hakkında da çok şey biliyordu ve İmparatorun aksine Attila'nın ne planladığını anlamıştı.

Attila ve Flavius Aetius aynı dönemde aynı eğitimleri almış ve aynı şekilde yetiştirilmişti. İkisinin ortak özellikleri bu sebeple çok fazlaydı. Hırslı, zeki, cesur ve kaybetmeye tahammülü olmayan iki güçlü liderlerdi.

Attila'ya karşı kurulan beklenmedik ittifak

Hun ordusunun çok büyük bir bölümü atlılardan oluşuyordu. Bu sebeple Romalıların onları takip edip yakalamaları çok zordu. Flavius Aetius'un Hunların nereye doğru hareket edeceğini hesaplayıp orada onları yakalaması gerekiyordu. Romalı General henüz planlama aşamasındayken Hunlar Galya seferine başlamıştı. Çok geçmeden Hunlar hemen hemen tüm orta Avrupayı ele geçirdi.

Tarihleri boyunca Hunlar, atlı birlikleri çok iyi kullansa da surlarla çevrili şehirleri alamıyorlardı. Zaten Orta Asya'dan Avrupa'ya yönelmelerinin asıl sebebi de Çin Seddi idi.

Attila'nın farklı savaş stratejileri sayesinde Hunlar bu zorluğu aşmayı başardı. İlk kez yaptıkları kuşatma kuleleri ile artık surları kolayca aşıyorlardı. Galya seferi başladıktan sonra hemen hemen tüm orta Avrupayı kısa sürede kontrol altına aldılar. Mainz, Trier, Metz gibi büyük şehirler bile direnemedi.

Valentinianus sonunda tehlikenin ne kadar ciddi olduğunu anladı. Yüzyıllardır barbar olarak gördükleri, köle olarak kullandıkları insanlardan yardım istemeye mecbur kaldı. Romalı General Flavius Aetius'un Gotlarla ittifak yapma önerisi sonunda İmparator tarafından kabul edildi.

Ortada çok zor bir denklem vardı. Daha önce Batı Roma ve Hun orduları defalarca birlikte Gotlara karşı savaşmıştı. Şimdi ise Batı Roma ve Got birlikleri beraberce Hunlara karşı savaşacaktı. Aetius'un kafasında halen soru işaretleri olsa da Got Kralı Theodoric ve ordusu ile Galya'da birleşip Hunlara saldırmak zorundaydı. Bu arada Hunlar hızla Got topraklarına yaklaşıyordu. Yani aslında Theodoric'in de daha iyi bir çözümü yoktu. Eski düşmanlar bir süre beraber hareket etmek zorundaydı.

Aetius emrindeki Lejyonlarla Galyaya doğru harekete geçti. Romalıların eski ihtişamı kalmasa da milattan önce 5. yüzyılda hala dünyanın en iyi ekipmanlarını kullanan ordusuna sahiplerdi. Galya'da Gotlar ile birleşip çok daha büyük bir güç haline geldiler.

Son hazırlıklar ve Katalon Ovasına hareket

Attila karşısında gördüğü büyük güç sebebi ile Galya kuşatmasını derhal durdurdu. Ordusunu birkaç parça halinde farklı bölgelere çekti. Hazırlıksız yakalanmak ve iki ateş arasında kalmak istemiyordu. Savaşmak için açık bir alan arıyordu. Orleans'ın kuzeyine doğru hareket ettiler. Açık alanda atlı okçuların avantaj yaratacağını düşünmüştü.

Gece yarısına doğru Attila istediği gibi bir açık alan bulmuştu. Ordusunu Katalon ovasında tekrar birleştirip ordugahını alana kurdurdu. Artık büyük karşılaşma gerçekleşmek üzereydi. Attila savaşa beraberinde getirdiği Şamanı çadırına çağırdı. O dönemlerde Şamanlar Hun geleneklerine göre savaşların nasıl sonuçlanacağı ile ilgili kehanetlerde bulunurlardı.

Genellikle orduya moral veren Şaman bu sefer muallak bir kehanette bulundu. Savaşa katılan 3 komutandan birinin kazanacağı, birinin kaybedeceği, birinin de öleceğini söyledi.

Attila'ya göre kahin bu kez doğru kehanette bulunamamıştı. Dolayısı ile yaşamasının bir amacı kalmamıştı ve kahini oracıkta öldürdü.

Katalon Savaşı (M.S. 451 - 20 Haziran)

Savaş meydanında Hun ordusunun sağında bir yükselti vardı. İki komutan da bu yükseltiği ele geçiren tarafın avantaj sağlayacağını biliyordu. Günümüzde dahi yükseltiler savaşlarda avantaj yaratmaktadır.

Sayıca üstün olan Hunlar erken hamle yaptı ve tepenin bir kısmını ele geçirdiler. Artık Hun okçuları çok avantajlı bir pozisyon elde etmişlerdi.

Attila'nın okçularını kullanarak uyguladığı çok önemli bir taktik vardı. Okçuların bir kısmı oklarını havaya doru atıyordu. Düşmanları korunmak için kalkanlarını yukarı kaldırmak zorunda kalıyor. O sırada diğer okçular gövde hizasını hedef alarak ön saflardaki düşmanları düşürüyordu.

Büyük bir atlı birlik ile Roma ordusunun merkezine doğru saldırdılar. Hun atlılar ve piyadeler bir balyoz gibi Romalıların ve Gotların ortasına kuvvetli bir darbe indirdiler. Ancak bunu öngören Flavius Aetius merkeze en zayıf birliklerini yerleştirmişti. Sağ ve sol kanatları ise hem kendi hem de Theodoric'in en güçlü birlikleri başarı ile savunuyordu. Bu güçlü savunmayı tam anlamı ile kıramayan Attila tepeye de bu sebeple tam hakimiyet sağlayamamıştı. Bu sırada Roma ordusunun güçsüz merkez tarafı yavaş yavaş düşmeye başlamıştı.

Theodoric daha önce planladıkları üzere birlikleri ile merkeze doğru harekete geçip direnç göstermek istedi. Diğer kanatta bulunan Got birlikleri Theodoric'in merkeze doğru ilerlediğini görünce durumu yanlış anlayıp bunu bir işaret zannettiler. Onlar da merkeze doğru harekete geçti. Böylece kanatlardaki sıkı savunma da gevşemiş oldu.

Saatlerdir devam eden savaşta her iki taraf da on binlerce kayıp vermişti. Gotlar merkeze geçmişti ancak zaten merkeze bir balyoz gibi gelen Hun darbesine çözüm olmamışlardı. Üstelik kanatlardaki savunmanı gevşediğini fark eden Attila artık Roma ve Got birliklerini çembere almayı başarmıştı.

Savaşın seyrini değiştiren olay

Got Kralı Theodoric yaptıkarı hatayı anladı ama iş işten geçmişti. Daha iyi bir pozisyon almak için birlikleri biraz geri çekmek istedi. Bu sırada yaşanan arbedede Theodoric atından düştü. Bu sebeple bir süredir karmaşa içindeki Gotlar devre dışı kaldılar.

Attila ve Flavius Aetius savaş alanında birbirlerini görebilecek kadar yakınlardı. Attila'nın amacı Aetius'u öldürmekti. Kehanete göre mutlaka biri ölecekse bu Aetius olmalıydı. Lejyonerleri aşıp Aetius'a ulaşması kolay olmasa da Attila en ön safa geçti.

Bu sırada biraz soluklanan Gotlar Krallarının düşüşü sebebi ile daha büyük bir hırsla savaşa geri döndüler. Bu durum Flavius Aetius'a zaman kazandırmıştı. Bu sayede merkezde tekrar güçlenen Roma ve Got birlikleri kuvvetli bir şekilde karşılık verdiler. Hunlar tam kazanmak üzereyken karşılaştıkları bu direniş karşısında bir an duraksadı. Ancak Attila'nın karşılık vermesi ve üstünlüğü tekrar ele geçirmesi çok hızlı oldu.

O an için üstünlüğü tekrar ele geçirmiş olsa da Attila ve Hun ordusu çok yorgun düşmüştü. Savaş saatlerdir devam ediyordu. Her iki taraf da çok kayıp vermişti. Toprak kana doymuştu. Attila amaçladığı gibi Flavius Aetius'u öldüremeyeceğini düşündü. Zaten etrafı cesetlerle doluydu, zifiri karanlıkta ordunun hakimiyetini de kaybetmeye başlamıştı. Anlaşılan ilk kez bir savaş alanını zafer kazanmadan terk etmek zorundaydı.

Flavius Aetius da kaybetmek istemiyordu ama geri çekilirken okçular ile savunma yapan Hunlara yaklaşamıyorlardı. Her iki taraf da çaresiz tetikte kalıp sabahı beklemeliydi.

Kazananı belli olmayan savaş

Sabaha karşı durumunu gözden geçiren Attila kaybettiği askerlerinin cesetlerini yakmak için büyük bir ateş yaktırdı. Sabahın ilk ışıkları ile savaş meydanı tekrar aydınlattığında korkunç gerçeklerle yüzleştiler. Geri çekilirken atından düşen Theodoric de sabahı çıkaramamış, hayatını kaybetmişti. Theodoric ile savaşa gelen oğlu artık Gotların yeni Kralı olmuştu. İntikam almak için Hunların savaş kampına girip Attila'yı öldürmek istiyordu. Flavius Aetius onu bu hamlenin intihar olacağına ikna etti. İki taraf da evlerine döndüler.

Sonuç

Flavius Aetius Hunların Avrupadaki ilerleyişini durdurmayı başarmıştı. Bu sebeple kendisini galip olarak görüyordu. Ancak Attila ve Hun ordusu kısa süre içinde toparlanıp yarım bıraktıkları işi bitirmeye kararlıydı. Zaten güçsüz durumdaki Batı Roma daha tam anlamı ile kendisini toparlamadan Attila tüm gücü ile tekrar saldırdı. Tanrının kırbacı bu kez tüm gücü ile Başkent Ravenna'ya kadar indi. Batı Roma İmparatorluğu'nun sonu böylece geldi.

Dönemin Avrupa'sı Attila'nın ve Hunların sahneye çıkması ile tamamen değişmişti. Batı Roma defalarca badire atlatmış bir İmparatorluktu, sayısız isyanı bastırmışlardı. Çok büyük direnişçileri ortadan kaldırmışlardı. Yüz yıllar boyunca bölgede mutlak hakimiyet sağlamışlardı. Attila ve Avrupa Hunları ile karşılaşmasalardı tahminimce uzun yıllar daha varlıklarını sürdüreceklerdi. Belki de günümüz Avrupa'sı çok başka olacaktı.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum