Tarih

İnsan, Doğa ve Tengri İnancı Üzerine


Ahmet Esad Çağlar 20 Kasım 13:21

Tengricilik en eski Türk inancıdır. Tengri konuyla alakalı herhangi bir bilgisi olmayan biri için ilk bakışta Türk ulusuna özgü bir inanç gibi algılansa da aslında her insana hitap eden bir felsefeye sahiptir. Örneğin bir Almana, bir İtalyana, bir Japona, bir Budiste, bir Müslümana veya bir ateiste "siz tanrının yarattığı her varlıkla eşitsiniz" deseniz büyük ihtimal ile kabul eder. En azından bu fikri garipsemez.

Tengri inancı temel olarak eşitlerin eşitliği prensibinden yola çıkar. Yani Tengriye inanıyorsanız kendinizi onun yarattığı her şeyle eşit kabul etmelisiniz. Bırakın kendinizi başka bir insandan üstün görmeyi, bir ot, bir hayvan, toprak, su, hava -yani Tengrinin yarattığı her şeyle- eşitsiniz. Semitik dinlerde yer alan insan en üstün varlıktır. Ancak "diğer her şey insan için yaratılmıştır" inancının Tengricilikte yeri yoktur. Tengri her varlığın içindedir. Her varlığın -yani doğanın- ta kendisidir, sonsuzluğu simgeler.

Hayvanlar ve bitkiler de Tengrinin parçalarıdır ve insanla eşittir. Bu sebeple bir hayvanı öldürmek için çok geçerli bir sebep olması gerekir. Eğer böyle bir durum zorunlu ise bu, hayvana mümkün olduğunca acı vermeden yapılmalıdır. Öldürülen hayvanın yerine mutlaka doğaya başka bir hayvan verilmelidir. Bir ağacın dalını kesmek zorunlu bir durumsa o ağacın altına, doğadaki diğer canlıların beslenmesi için yiyecek ve içmeleri için su bırakmak gerekmektedir.

Tengricilikte iyi ve kötü ayrımını yapacak yetiye sahip her insan, eğer eşitlerin eşitliği prensibine göre yaşıyorsa başka hiçbir yönlendirmeye ihtiyaç duymaz, iyi niyet esastır! Tengri dinini yaymak için savaşa gerek yoktur. Bir peygamberi yoktur. Kutsal kitabı, doğanın ve yaşamın kendisidir. İbadethane diye bir mekana ihtiyaç yoktur. Törenler doğada, açık havada gerçekleşir, ruhların beşiği doğadır. Kişi kulluk psikolojisinden kurtulup bunu aklından atarsa ve eşitlerin eşitliği prensibine uygun yaşarsa ancak o zaman Tengriye ulaşır.

Bütün inanışlarda olduğu gibi Tengri inanışında da bazı ritüeller vardır. Bunların başında tütsüleme ve su ile arınmadır.

Tütsüleme

Tütsüleme için hayat ağacı da denilen ve kutsal olarak kabul edilen ardıç ağacından 2 dal alınır. Dallardan birisi yakılır. Yakılan dal tütmeye başladığında ritüelin uygulanacağı kişi diz çöker. Tüten dal bu kişinin başının üstünde 3 kez çevrilir. Daha sonra kişi ayağa kalkar ve sağ ve sol tarafında koltuk altından topuğa kadar gezdirilir. Sonrasında sırtından ve ayak tabanlarının altından geçirilir. Ritüelin devamında tüten duman ritüeli uygulayan ve uygulanan kişi tarafından 3 kere solunup bir süre ciğerlerde tutulur. En son ellerinin de altından geçirilir. Tütsüleme işlemi bitince 2 dal demir bir kaba koyulur ve dalların tamamı küle dönüştürülür. Bu kül insanın aurasının kiri olduğu için kimsenin temas etmemesi gerekir. Kül soğuyana kadar beklenir ve uzakta bir ağacın altına dökülür.

Su ile arınma

Bu ritüelin temeli yaşamın suda başlamasına ve insan vücudunun yüzde yetmişinin sudan oluşmasına dayanır. İnsan suya nasıl yaklaşırsa su da insana öyle yaklaşır. Yılda bir kere ağustos ayında suyun kaynaktan çıktığı yere gidilir. Önce suya şükran sunulur, sonra o sudan içilir ve yıkanılır. Her üç yılda bir farklı kaynaktan çıkan suda yıkanmalıdır. Her kaynağa ilk gidişte 3 gün, ikinci gidişte 5 gün, üçüncü gidişte 7 gün o kaynakta yatılır ve oruç tutulur. Böylece su ile arınma ritüeli gerçekleşmiş olur .

Bazı bayramlar ve Oruç

Tengri inanışında ayramların öncesi ve sonrasında insan sağlığına da iyi gelecek oruç benzeri bir uygulama mevcuttur. Ancak bu oruç semitik dinlerdekinden biraz farklıdır. Örneğin;

  • Aralık ayında Kün Yanırganı; bir gün öncesi ve bir gün sonrası olmak üzere toplam 2 gün et, süt ürünleri ve tuz tüketilmiyor. Sadece bitkisel besinler tüketiliyor.
  • Ağustos ayında Çağa bayramı; 2 gün öncesi ve 2 gün sonrası toplam 4 gün et süt ve tuz tüketilmiyor. Sadece bitkisel besinler tüketiliyor.
  • Mart ayında Nevruz bayramı; 3 gün öncesi ve üç gün sonrası toplam 6 gün et ve tuz tüketilmiyor. Sadece süt ürünleri ve bitkisel ürünler tüketiliyor.
  • Mayıs ayında Hıdırellez bayramı; 4 gün öncesi ve 4 gün sonrası toplam 8 gün et ve tuz tüketilmiyor. Sadece süt ürünleri ve bitkisel besinler tüketiliyor.
  • Aralık ayıda Gök bayramı; 5 gün öncesi ve 5 gün sonrası toplam 10 gün et ve tuz tüketilmiyor. Sadece süt ürünleri ve bitkisel besinler tüketiliyor.
  • Eylül ayında Ay bayramı; 6 gün öncesi ve altı gün sonrası toplam 12 gün et ve tuz tüketilmiyor. Sadece süt ürünleri ve bitkisel besinler tüketiliyor.

Kanımca sadece bu tür bir beslenme programı bile çoğumuzun sağlığına iyi gelecektir. Benzeri programlar zaman zaman diyetisyen hekimler tarafından da önerilmektedir. Özetle aslında hepimizin bu konuyu incelemesinde yarar görüyorum. Neye inanırsak inanalım dünya tüm canlılara aittir. Doğaya saygılı yaşamanın hiç kimseye bir zararı kesinlikle yoktur. Çünkü insanlık doğanın ruhuna saygısını yitirdiğinde kendi çöküşünü hazırlar.

Bu yazıyı kargala!
1 Yorum
yaralı_elf_31
yaralı_elf_31
14:43 @ 20.11.2022
Melkor ve uşakları bozguna uğratıldı ancak mücadelemiz bitmedi, bitmeyecek