Bilim & Teknoloji Sinema & TV

Google Earth İçin "Esin" Kaynağı: Terravision Nedir?


Uğur İşçeviren 2 Kasım 07:13
Evrensel soruların bireysel arayışına bölgesel yanıtlar veren eylem "Google"lamak!.. Bilgiye erişmek istediğimiz zaman anında Google'a bakıyoruz. Sanırım hayatımızın en sık ve basit eylemi. Bir tanımı, nesneyi, olayı, tarihi ve bir de yeri... Yani lokasyonu "Google"lamak... Hatta çoğu kez yerine göre cevaplar alıyoruz. Görünen o ki o koca Google konum hizmetleri konusunda biraz esinlenmiş. Daha doğrusu kendi beyanı bu yönde ama eğer Netflix'teki "The Billion Dollar Code" isimli mini diziyi izlerseniz şöyle diyebilirsiniz: Bariz çalmışlar! Evet, dizinin teması milyar dolarlık Google'ın, Terravision isimli bir icadı kopyalayıp üzerinden kazandığı milyarları sorgulaması üzerine. İcat Terravision ve mucidi var (iki tane) elbette. İşte biz onların hikayesini izliyoruz. Zaten dizi de şu cümle ile başlıyor:
Kimse hikayemizi bilmiyor. Hikayemizden çıkarıldık. Ama bunu değiştireceğiz.
Eğer hikaye doğruysa -ki ben kısmen etkilendim- temelde çok muhteşem bir buluşmayı barındırıyor: Sanat ve teknoloji... Günümüzde bunu yapan az sayıda marka varken 1990'ların başında bu anlayışa sahip olan iki Alman gencin hikayesi bu. Carsten Schlüter ve Yuri Müller... Schlüter bir sanatçı ama sıradan bir sanatçı değil. Dijital sanatlara inanan ve sanatın geleceğinin dijital olduğunu düşünen bir sanatçı. Müller ise bir yazılımcı ve o da sıradan değil. Üst düzey bir hacker aynı zamanda. İşte bu iki genç felekten bir gecenin bitişinde sohbete başlıyor ve müthiş bir fikir üretiyorlar. Dijital bir ekranda dünyanın bir ucuna uçmak...

Utanç Duvarı yıkılıyor ve teknoloji yükseliyor

Şimdilerde pek basit gelse de 1990'ların başını hatırlayın. Henüz mesaj bile atamazken bu iki genç bu uçuk fikirlerini -Berlin Duvarının yıkılışı sonrası- teknolojiye aç bekleyen Alman hükümetine sundu ve Deutsche Telekom'dan fon almayı başardı. Bundan sonrası Google Earth'e ilham kaynağı olan Terravision projesinin nasıl geliştiği ve Google'ın eline nasıl geçtiğinin hikayesi... Bu arada belirtmeliyim ki dünyanın gidişatını değiştiren bu icada biz Türklerin de muazzam etkisi olmuş. Zira Schlüter ile Müller, kafa açan bütün fikirleri ve kararları salaş bir Türk kebabı tezgahında alıyor. Yani bugün adrese teslim pizza yiyorsak biraz da Türk kebabı sayesinde! Gelelim oyuncu performanslarına. Her iki karakterin de genç halleri ve yaşlı hallerini canlandıran iki ayrı oyuncu var. Şahsen genç hallerini izlerken daha çok keyif aldığımı söyleyebilirim. Sanırım bunda hikayenin çarpıcı kısmının o zamanlar olmasının etkisi de var ama hem Leonard Scheicher hem Marius Ahrendt çok başarılı oynamışlar. Ayrıca Yuri karakterlerinin birbirlerine benzerliği de ilgi çekici. İlgi çekici olan diğer şey ise dizinin iddiası. Yani Google'ın Earth uygulamasının tamamen bir Terravision kopyası olması... Bu iddiayı ortaya koyarken mahkemede kullanılan ifadeleri baz almış yönetmen Robert Thalheim. Hatta Google ile ihtilafa düşmemek için hiçbir fazlalık yok. Ancak sorun şu ki eksik çok. Yani önemli bir çok detay ve kısım atlanmış.
Bugün herkes sadece internetle aşırı zenginleşen ve şimdi aya uçan multimilyonerlerden bahsediyor. Ama biz her şeyin nasıl başladığını göstermek ve asla ilgi odağı olmayanların hikayesini anlatmak istedik. Robert Thalheim

Fikrin özgün olması yeterli midir?

Tabii yine de ortada net bir gerçek var. Terravision, 1994 yılında bu iki Alman mucit tarafından kurulan ART+COM bünyesinde tanıtılmış. Google Earth ise 2005 yılında açıklandı. Yani özgün fikir tamamen Terravision. Hatta o zamanki büyük medya kuruluşları da bunu söylüyor. Tabii belki doğru zamanı seçmek de önemli bir etkiye sebep olmuştur. Yani dünyada dijital olarak uçmak fikri, 1994'te uçuk iken 2005'te harika gelmiş olabilir insanlara. Yine de tekrar etmeliyim ki özgün fikir Terravision. Ancak film algoritma konusunda, bazı eksik kısımlar içeriyor. Siz sonunu dizide izlersiniz ama eğer Google yapmasaydı konum hizmetleri bu kadar değer arz etmezdi. Zaten mahkeme süresince buna Google da vurgu yapmıştı. Tabii belirtmek gereken diğer husus da konum belirleme hizmetlerinin Google'a kattığı ekonomik fayda. 2014 yılında dava açtıklarında Alman mucitlerin talep ettiği para 700 milyon $. Davayı şimdi açsalardı çok daha yüksek bir tazminat talep ederlerdi. Zaten sanıyorum ki iki Almanın en büyük sorunu, doğru zamanlamayı belirlemek olmuş. Fikir harika olsa da ne insanlar ne de teknoloji buna hazırmış 90'larda.

Doğru zaman, doğru hikaye

Google ise "fikri" kopyalamışsa da uygulamayı doğru ve zamanında yapmış. Keza böyle bir uygulamayı Google yapmasa idi ne kadar ilgi görürdü o da ayrı bir soru işareti. Çünkü ART+COM, yatırımcı bulmakta zaten zorlanıyordu ve kapanmanın eşiğindeydi. En azından Terravision'ın vizyonu hakkında insanları ikna edememiştiler. Müthiş bir harita eğlencesinden fazlası için yatırım almaları şarttı ve Google dışında onlara bunu teklif eden olmadı. O teklifin samimiyeti de tartışmalı. Buluş ile icadı birbirinden ayıran şey de bu sanırım. Sonuçta ne dokunmatik ekranın ne de farenin mucidi Steve Jobs. Ama onları, insanlar için işlevsel kılan kendisi olduğu için devrimsel bir hikaye yazdı. Kim bilir belki de bunu başarmaktır esas meziyet. Google'ın haklılığını buradan yorumlayabiliriz. Fikir mi değerlidir yoksa onu işlevsel kılmak mı? Nitekim Google Earth bir esintiden fazlası elbette. Dizi hikaye anlatımı açısından sürükleyici. Keyifle izleyeceğinize eminim. Tabii bu sırada Schlüter ile Müller ve Google arasında bir vicdan ve haklılık sorgulaması yapacağınıza da... Yönetmen bu konuda bir taraf seçmiş ve ona göre anlatmış. Peki sizce ne kadar haklı?
https://www.youtube.com/watch?v=iDvPvqImb-4
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum