Spor

Fenerbahçe Günlüğü: Gaziantep FK Maçı Detaylı Analizi


Serkan Yağcı 16 Ocak 20:13

Fenerbahçe’nin konuk olduğu maçta rakibi son yılların belki de en kötü periyodunu yaşayan Gaziantep FK (GFK). Bu maçın benim açımdan önemi; artık en ufak puan kaybına tahammülü olmayan Fenerbahçe için tamam-devam maçlarından birisi olmasıydı. Zira alınacak beraberlik dahi Fenerbahçe camiasının dinamiklerinden dolayı kaosa koşmak için yeterliydi.

Maç öncesi

Derbide kendi sahasında ağır bir yenilgi alan Fenerbahçe, GFK deplasmanına değişik bir kadro ile çıktı. Bu kez dörtlü savunmada atlet Osayi’nin yerini Ferdi sağ bek olarak almış; sola ise Alioski yerleşmişti. 3 gün önce takıma katılan Samet, Atilla’nın yanında yer alırken; orta saha gene 3 tane defansif yönü ağır basan (Mert Hakan Yandaş-MHY-,Crespo-Arao) adamla kuruluyordu. Emre Mor,Batshuayi ve Enner Valencia ise hücum ayakları olarak sahada yerlerini almışlardı. Arda Güler’in gene yedek oluşu ise diğer can sıkıcı etkendi son zamanlarda hücum oyuncularının performansını düşününce. GFK ise gerek yönetimsel gerek ise saha içi türlü zorluklarla sahaya çıkmıştı.

Oyun

İlk düdüğün çalması ile beraber Fenerbahçe eskisi gibi rakibini ablukaya alıp, presle canından bezdirecek oyunu oynamayacağını resmen gösteriyordu. İsteksizlikle sahaya çıkan bir oyuncu topluluğuna GFK hemen tepkisini verdi. 2 net pozisyon ofsayt engeline takıldı. Topa değemeyen Fenerbahçe, orta sahadan Crespo’nun ya tutarsa diye verdiği uzun pasta, GFK’nın stoperi Ertuğrul’un uzaklaştırmak amaçlı hamlesinin çok kötü olmasının şansını yaşadı. Olaydan bir haber olan Valencia topu önünde buldu. Ancak boş kaleyi güçlükle tutturabildi: 0-1 Sanırım bu golü kaçırma korkusu, yüreğini ağzına getirdi ki şoka girdi ve sevinemedi bile bir süre attığı golden sonra. Bu golden sonra oyun olarak toparlanma beklediğim Fenerbahçe tam tersi reaksiyon gösterdi. GFK üst üste 2 net pozisyonu Altay’ın üstüne vurarak kaçırıyorken, top hakimiyeti yaptıkları sertliklere sessizlik ile destek olan hakem yüzünden ev sahibi ekipteydi.

Duran toplarla da tehlike yaratırken GFK; Altay’ın tek yan topa dahi çıkmaması, Batshuayi’nin ilerde hiç bir işe yaramadığı halde defansa yardıma gelip orayı da bozması hariç göze batan bir olay yoktu. Samet’in üst üste ofsaytları bozduğu anlara kadar... İlk yarının en gayretli ismi MHY idi bana göre. Ancak MHY yetenek açısından kısıtlı olunca ne ortaları ne de pasları işe yaradı. Ferdi de her zamanki gibi istikrarını olumlu manada sürdürdü. Jorge Jesus (JJ) sahadaki takımından memnun olmalı. Zira aynı 11 ile ikinci yarıya başladı. Basthuayi neden değişiklik yapılması ve hatta kendisinin ilk çıkarılması gerektiğini %99’luk bir gol pozisyonunu saçma sapan bir vuruşla harcayarak ispatladı. Arkasından olmayan bir faul sonrası duran toptan, yapılan ortaya her zamanki gibi çıkmayan Altay’dan ve ceza yayında "birimiz dursak belki top döner uzaklaştırırız" demeyen Arao-Crespo-MHY üçlüsünden fırsatı bulan GFK, skoru dengeye getirdi.

Arda girdi işler değişti

İkinci yarı boyunca maçı izleyen JJ; en sonunda Batshuayi yerine King, neden çıktığını anlamadığım ve o dakikaya kadar Fenerbahçe’yi rakip sahaya taşıyan Emre Mor yerine Rossi, MHY yerine de Lincoln’u oyuna aldı. Sonrasında yaklaşık 35 dakika önce atılması gereken Sagal, arkadan çekme nedeni ile görmediği sarı kartlık pozisyona itiraz için topa sertçe vurunca, hakem beyin gücüne gittiği için 2. sarı kart ile oyunu terk etti. Bu dakikadan sonra zaruri geri çekilen GFK, organize olmayan ve net bir pozisyona giremeyen Fenerbahçe ataklarını kolaylıkla savuşturdu. Ayakta duramayan Crespo ve Arao ikilisine, 10 kişi kalan rakibi karşısında hala tahammül eden JJ, en sonunda Serdar Dursun ve Arda Güler’i oyuna aldı son 10 dakika kala. Arda oyuna girer girmez, giydiği forma numarasının pozisyonunda pas dağıtmaya başladı.

Arda’nın oyuna girişi ile arka arkaya pozisyonları buldu Fenerbahçe. Ama forvet olduğuna kendi bile inanmayan Serdar Dursun güzelce harcadı bu fırsatları. Düz vurmayı becerse kızmam. Ama rövaşata ile skor yapmaya bile çalıştı Enner’in gene boş kaleye atamadığı pozisyonda. Kalite eksikliği tıpkı geçen hafta olduğu gibi kendini gösterdi maçın son anlarında. Ancak Arda’nın müthiş liderliğinde üst üste gelen akınlar, 10 kişi kalan rakibin daha fazla dayanamamasına neden oldu. Enner’in vuruşunda bugünün şanssız ismi Ertuğrul’un topuğuna çarpan top, uzak köşeden fileleri sarstı: 1-2... Bundan sonra Arda’nın güzel pasını amatörce harcayan Enner’in pozisyonu sonrası maç aynı skorla sona erdi.

Maç sonrası

3 antrenman yapıp, ofsayt taktiği gibi zor bir sistemle (en azından takım arkadaşlarına uyumu açısından) oynayan takıma giren Samet’ten mi, ayakta duramayan Crespo-Arao-Batshuayi üçlüsünün geç gelen değişikliklerinden mi, bu takımda Ferdi ile beraber en yetenekli adam olan Arda Güler’in son 10 dakikaya kadar kulübeye mahkum edilmesinden mi, Serdar Dursun gibi bir adamın ısrarla kurtarıcı olarak oyuna sokulmasından mı başlasam eleştirmeye bilemiyorum. JJ Dünya Kupası’ndan sonra Türkiye’de değil resmen. Sanırım Portekiz ve Brezilya milli takımlarının hocaları belli olmadan da o kafa buraya gelecek değil.

Maç sonu açıklamalarından da anladığım kadarıyla Rossi, Altay ve Samet sevdasına tutulan hocamızın fikirlerinin hiçbir konuda değişeceğini düşünmüyorum. 10 kişi kalınca rakip Arda etkili oldu açıklamasının saçmalığını ise tezahür dahi edemiyorum. Madem öyle oldu neden son on dakikaya kadar bekledin almak için diye sorarlar adama. Sorarlar da bunu soracak adam başkan elbette. O konu ile ilgili fikirlerim de belli zaten.

Sadece Arda Güler’e ayrı bir paragraf ayırmak istiyorum. Acaba JJ bu çocuktan ne bekliyor ve ne istiyor? Oyuna girer girmez (son derece kritik bir oyuna ve de deplasmanda girip) giydiği formanın numarasının hakkını sonuna kadar veren bu küçük adam ne yapmalı acaba şu koşmayan, mücadele etmeyen takımda oynamak için? Arao’yu un çuvalına koy o saçlarla, sahaya çıkar: Sevimli hayalet Casper… Ne yapıyor ne işe yarıyor bilen yok. Stoperi üçlemek ve savunma düzenini bozmaktan başka elbette. Crespo’nun ayakta duramama sebebi dinlenmeye ihtiyacı olması mı yoksa onun da kafası Türkiye’de değil mi?

Ferdi her zamanki gibi

Batshuayi, Serdar Dursun ve Enner’in yetenekleri toplamı maalesef bir İcardi etmiyor. Gene de Enner net pozisyonları kaçırsa da bize yarayan işini yapıyor. Hoş yerine bir tık daha yetenekli adam oynasa bu maçta 4 gol atardı. Ama en azından atıyor sonuçta. 15 maçta 15 golle şu an için ligin gol kralı olarak yoluna devam ediyor. Altay her zamanki gibi... Ben Fenerbahçe kalecisi değilim diyor. Çıkmadığı yan toplar ve üstüne gelen toplar dışında diğer şutları izlemesi nedeni ile...

Ferdi’yi yazmak manasız: Standart olarak herkesten iyi. Alisoki’ye gelince; ne olursa olsun takımda sol ayaklı tek sol bek olan bu adamdan daha fazla yararlanmalıyız. Maçın adama Ferdi ile beraber sonradan oyuna giren ve en büyük katkısı olan Arda Güler’dir.

Yönetimsel olarak kötü günler yaşayan ve 8 maçtır kazanamama serisini bu maçla 9’a çıkaran, Türkiye Spor Toto Süper Lig gediklisi GFK cephesine dönecek olur isek; Sagal atılmasaydı bırakın 1 puanı sahadan 3 puan ile ayrılabilirlerdi. Maç başından beri yapmadığı sertlik kalmayan Sagal, takımını son derece gereksiz bir şekilde eksik bıraktı. Bunun dışında da ilk gol tamamen şanssızlık olarak hanelerine yazılmış oldu. Bu kadar olumsuzluğa rağmen Lazar Markoviç biraz eski günlerinde olsa maçı ilk yarıdan dahi alabilirlerdi. Zira çok net 2 pozisyonu yaşı gereği eski günlerinde olmaması nedeni ile harcadı. Kaybettikleri bu maçla beraber ligin dibine bir adım daha yaklaşmış oldular. Bir an önce yönetimsel olarak da toparlanıp, bu güzide kulübün hak ettiği yere gelmesini temenni ederim.

Her hafta aynı şeyleri yazmak istemediğim için yönetimsel bazda eleştirileri bu hafta yazmıyorum. Bana göre sene sonu şimdiden belli olduğu için; o işi lig bitimine bırakalım derim. Fenerbahçe’nin sonraki maçı deplasmanda HangiKredi Ümraniyespor ile.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum